Günümüzün iş dünyasında hemen hemen herkes yapay zekâ ile yatıp kalkıyor. Hatta yapa zekâ ile ilgili konuşmayan, konuşmasında yer vermeyen kişiler “eski moda, zamanını tamamlamış” gözüyle bakılıyor.
Herkes bu alana yatırım yapıyor. Daron Acemoğlu gibi ekonomistler “bu yatırımın karşılığının alınmasının mümkün olmadığını” yüksek sesle dile getiriyorlar. Ancak özellikle büyük teknoloji şirketlerinin devasa karları bu alana büyük yatırımlar yapmasını mümkün kılıyor. Zira bu teknolojiyi erken öğrenen, ele geçiren ve kullanan şirket veya şirketlerin gücünün önünde az engel kalacağı çok net.
Terminatör filminde, insanlık gelecekte yapay zekâ ile savaşıyordu. Aynı filmin Japon anime tarzı olan çizgi filminde ise bu sefer 2 farklı yapay zekânın robotlar vasıtasıyla savaşı konu ediliyordu. Bu savaşta insanlar yoktu. YZ'ler savaşıyordu.
Şu an büyük bir üstünlük mücadelesi başlamış durumda. Bu sistemin içinde olan Microsoft AI Başkanı Mustafa Süleyman gibi profesyoneller şu soruyu soruyor: “Bu sistemi kim kontrol edecek? X firma veya Y ülkeyi kontrol altına alsak da, diğer sistemleri nasıl kontrol altına alacağız? Ya bu sistemi kontrol eden tıpkı filmlerdeki gibi başka amaçlara yönelirse…”
Soru çok, ancak görünen o ki kimse cevaplamaya çalışmıyor. Cevapları kamuoyu ile paylaşmaya da hevesli değiller. Sadece şirket CEO’larının açıklamaları ve bazen de bu YZ şirketlerinden ayrılan profesyonellerin açıklamalarından arka planda ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz.
Dünyamızda yaşanan ve tarih kitaplarında kaldığını inandığımız savaşlarda ise yapay zekânın farklı amaçlara nasıl hizmet edeceğini de üzülerek gördük / görmeye de devam ediyoruz. İnsanların ölümleri tıpkı bir video oyunu veya film düzeyine inmiş durumda☹ Görüntülerin YZ mı yoksa gerçek mi olduğunu çoğu zaman anlayamıyoruz, ayırt edemiyoruz.
Kuşkusuz 1990'lı yılların ortalarında ortaya çıkan internet hayatımızı kökten değiştirdi. 20'li yaşlarda bu teknoloji ile tanışan insanlar uyum sağlamaya çalıştılar. Daha ileri yaşlarda olan kişiler ise daha dirençli çıktı, “biz böyle iyiyiz, web sitesine girmeden bankaya da giderek işimizi hallediyoruz, siz bizim için üzülmeyin, biz böyle iyiyiz ” dediler.
O zamandan bu zamana çok hızlı değişimler yaşandı. Ama internetin getirdiği bu devrimsel değişim ile insanlık önemli bir gerçeği anladı. “Değişim kaçınılmaz, geriye dönüş yok, uyum sağla veya hayat seni bu değişime uyarlayacak”
Müzik devrimini ele alalım. Kaset, CD, Napster derken hayatımıza Spotify, Youtube Müzik girdi. Napster’ın devrimsel ancak müzik sektörünü karşısına alan devrimi diğer kurumlar ile başka bir yöne evirdi. Herkesin para kazandığı bir sistem ortaya çıktı.
Örneğin, bu değişimi en önce anlayan müzik gruplarında birisi U2 oldu. Bunun da sebebi, solist Bono’nun Apple’ın kurucusu Steve Jobs ile yakın dost olmasıydı. Öyle ki, U2 logolu iPod'lar piyasaya çıktığında müzik piyasası şok olmuştu. U2, bu değişimi, bu devrimi gerçekleştiren insanlara yakın olmasıyla daha erken görmüştü.
Şu anda kimse bu teknolojinin nereye gideceğini öngöremiyor.
Ama 90'lı yıllardan ve tarihten gördüğümüz şu ki. Teknolojiye uyum sağlamak, anlamaya çalışmak, kullanmak, kullanan insanlarla yakın olmak çok önemli. Zira konu “bankaya gider, işimi hallederim “aşamasını çok daha ötesinde…






























































